« Önceki | Sonraki »

20/3/2008

Sırrı ara..

Resullerin efendisi yüce Peygamberimizin de şehadet ettiği gibi Hz.Ebu Bekir (RA)'ın fazileti fazla namaz kılması, fazla oruç tutması, çok rivayet edip çok fetva vermesi veya kelamcılığı ile değil, ancak kalbine yerleştirilen bir sırr iledir. Sen de bu sırrı ara. Çünkü değer taşıyan kıymetli cevher budur.

 

İhyâu 'ulûmi'd-dîn / Cilt.1 syf:64

14/3/2008

ney ?

Mevlana ney, rebap, tanbur gibi çeşitli çalgı aletlerini çalmamış ve onlarla zikir etmemiştir. Mevlevi tarihine baktığımız zaman, ney, rebap, tanbur gibi çalgı aletlerinin çalınarak yapılan tören ve sema meclisleri, ilk defa onbeşinci asırda ortaya çıkmıştır. İlk mevlevi besterinin bestelenmesi de aynı zamana rastlar. Bu tarih Mevlana hz. nin yaşadığı dönemden 3-4 aasır sonradır. Çalgı aletleri Mevlana tarafından değil, aşk vecd ve cezbeden yoksun olan bazı cahil kişiler tarafından zamanla Mevlevi tarikatına sokulmuştur. Mesnevi'nin birinci cildinde geçen "ney" kelimesi izim bildiğimiz çalgı aleti olan ney değil; mürşidi kamil demektir. Ney den maksadın mürşidi kamil olduğunu, rahmetli Abidin paşa dokuz türlü ispat etmiştir. Mevlana hz. ney çalmak ilahi okumak oynamak zıplamak dans etmek sema dönmek şöyle dursun yüksek sesle zikir bile yapmamıştır yani gizli zikir ile meşgul olmuştur. Bu konuda daha geniş bilgi için

Merhum Abidin Paşa 'nın terceme-i ve şerh-i mesnevi şerif c.1.s.17 bakabilirsiniz.

13/3/2008

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in neslinden..

"Adem (aleyhisselam)'dan bu yana ecdadımda sifah (zina) yoktur. Hepsi nikâh mahsülüdür." (imam Ömeru'l-Adeni,Müsned'inde İmam Ali (KV) de tahric etmişdir.)

İbni'l-Kelbî"Ebu Nasr Muhammed b.es-Saib" demiştir :

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in neslinde tam beş yüz anne yazdım. Hiç birinde sifah (gayr-i meşru yaşantı) ve cahiliyet devrinde irtikap edilen gayr-ı meşru fi'li görmedim." (burada bahsedilen 500 anneden kasıd doğrudan ve tek istikamette Hz.İbrahim'e giden tek dal değildir. Aynı nesebin asabesine anne olanların tamamıdır.)

-Sallallahu Aleyhi ve Sellem-
Şifâ-i Şerîf / Kâdi 'İyaz syf:23

13/3/2008

günahların bıraktığı iz

.. İbrahim aleyhisselam insanların, Kâbe'yi tavafa başlamalarına bir alamet olsun diye Hacer-i Esved'i Kâbe'nin bir köşesine yerleştirdi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bildirdiğine göre bu siyah taş, cenneten çıktığı zaman sütten ve kardan daha ak olduğu halde, insanların günahları onun kararmasına sebeb olmuştur. (Tirmizi, Hac 49/877)

Nitekim bu siyahlığın sadece görünen kısımda bulunduğu, Hacer-i Esved'in Kâbe duvarına gömülü kısmını hala beyaz olduğu bildirilir.

Mücâhid şöyle demiştir:

"Abdullah bin Zübeyr radıyallahu anh Beytullah'ı yenilemek için yıktığında Hacer'i Esved'e baktım;Beyt'in içinde kalan kısmı beyazdı."

günahlar bir taşa bile bu derece tesir edip onu siyahlaştırabiliyorsa, kim bilir kalb üzerinde ne büyük ve ne dehşetli bir şekilde iz bırakır.

Hazret-i Muhammed Mustafâ - Sallallahu Aleyhi ve Sellem- / Osman Nuri Topbaş
Syf: 37/38

13/3/2008

ey Müzemmil, ey Müddesir !

Peygambere verilen özelliklerden, Allah'ın ona ikramlarından birisi de şudur:

Allah (c.c.) bütün peygamberlere kendi isimleri ile hitab etti:

Ey Âdem, ey Nuh, ey İbrahim, ey Musa, ey Davud, ey İsa, ey Zekeriya, ey Yahya ! diye çağırdı. Lâkin peygamberimize ismi ile çağırmadı ona şu şekilde hitab etti: Ey peygamber, ey Nebi, ey Müzemmil, ey Müddesir !

Şifâ-i Şerîf / Kâdi 'İyaz syf:39